Bismişah Allah Allah.!.Selam ve dua ile.💖

Bismişah Allah Allah.!!.Ya Allah ya Muhammed ya Ali ya HIZIR.💖

ALEMLERE RAHMET DUASI
Bismillahirrahmanirrahim,Lâ Fetâ illâ Ali La seyfe illa Zülfikar
Euzübillahimineşşeytanirracim, Bimillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahi rabbil alemin,Alemlere rahmet verelim
muhammed mustafaya ve,Elihbeyt’e selavet ilahi
yarabbim dualarımızı kabul eyle emeklerimizi
zaye verme mal istiyene hayırlı mal evlat isteyene
hayırlı evlât nasip eyle gökte hayırlı rahmetini eksik
etmiye yerde hayırlı bereketini eksik etme dertlerimize
derman hastalarımıza şifa eyle bin kaza bin bela def eyle
arsıza uğursuza pirsize hayırsıza düş etme,.Duası
bizden kabulu Allah’tan ola gerçeğe hü..
Bismişah Allah Allah!♡
Vakitler hayrola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Müminler şad ola.
Hakk – Muhammed – Ali gözcümüz, yardımcımız, bekçimiz ola.
Oniki İmamlar, On Dört Masumu Paklar, On Yedi Kemerbest efendilerimiz katarından, didarından ayırmaya. Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Kırkların ve Rica-ül Gayp Erenlerinin, Kutb-ül Aktab Efendilerimizin hayır himmetleri üzerimizde hazır ve nazır ola.
Yüce Allah dertlerimize dermen, hastalarımıza Şifa ihsan eyleye. Bizleri dermansız dertlerden, görünür, görünmez afetlerden saklayıp koruya..Geçmişlerimize râhmet eyleye.Yüce Allah yurdumuzu, ulusumuzu, varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi sonsuz eyleye. Ordumuzun kılıcını keskin, sözünü üstün eyleye.Dualarımızı dergâh-ı izzetinde kabul eyleye.Duası bizden, kabulü Allah’tan ola.Gerçeğe Hû.

Medet Allah, ya Muhammed, yâ Ali!
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Pirim Hünkâr Hacı -ı Veli
Bizi dergâhından mahrum eyleme.
Ademi Safiyullah atam hakkı için
Muhammed Mustafa Hatem hakkı için
Eyyüb’e Verdiğin sitem hakkı için
Bizi dergâhından mahrum eyleme.
Hasan’ın aşkına çekelim zarı
Şah Hüseyin dinimizin serveri
Âlemin nurusun Cenab-ı bari
Bizi dergâhından mahrum eyleme.
Zeynel’in canına kıldılar ceza
Muhammed Bakır’dır sırrı Murtaza
İmam Cafer, Kâzım, Musa-i Rıza
Bizi dergâhından mahrum eyleme.
Derviş Muhammed’im Ey Gani Kadir!
Taki, Naki, Asker Rehnumanımdır,
Muhammed Mehdiye niyazım budur
Bizi dergâhından mahrum eyleme.

Reklamlar

3’ler 5’ler 7’ler 12 imamlar ve Hizmet postu. 💗

BİSMİŞAH ALLAH ALLAH.🌹
Çerağlar şule versin 3’ler aşkına
Nefesler söylensin 5’ler aşkına
Deyişler okunsun 7’ler aşkına
Duazlar söylensin 12 imamlar aşkına
Semahlar dönülsün 14 Masumu Pak aşkına
Kemerbest bağlansın 17 kemerbestler aşkına
Cem divan kurulsun Kırklar aşkına
Yol erkan sürülsün Erenler evliyalar aşkına..
Allah Allah, pir aşkına Hü demine hü…

3’ler,5’ler,7’ler.12 İmamlar ve Hizmet Postu

3’ler.Allah, Muhammed, Ali
5’ler.Muhammed, Ali, Fatıma
Hasan,Hüseyin
7’ler.Muhammed, Ali,Fatıma,Hatice
Hasan,Hüseyin,Selman-ı Piri Pak

Bir rivayete görede:
Yediler: Bunlar yedi ulu aşıklardır: Hatayi, Nesimi, Fuzuli, Kul Himmet, Virani, Yemini ve Pir Sultan Abdal’dır.

12 İmamlar
Hz.Ali
İmam Hasan
İmam Hüseyin
İmam Zeynel Abidin
İmam Muhammed Bakır
İmam Caferi Sadık
İmam Musa-İ Kazım
İmam Ali Musa-i Rıza
İmam Muhammed Taki
imam Aliye Naki
İmam Hasan-ül Askeri
İmam Muhammed Mehdi

3’lerin, 5’lerin, 7’lerin 12 İmamların Katarından Didarından Cemimizi Cümlemizi Ayırmasan Canlar. Allah Allah Allah.hü aşk ile

(Pençe-i Ali ABA) 3’ler 5’ler 7’ler 12’ler Nerede hasıl oldu?💗

Hz Muhammed Mustafa alâ-i huzurda Cenab-ı Allah’ın önünde Tuba ağacının altında dizleri üzerine çöktü, Cenab-ı Allah Tuba ağacının dalından aldı, bu dalın ucunda 3 uzun çatalı var idi, çatalın en uzunu ortadaki idi üzerinde Sır-û sır Allahın 99 ismi, diğerinde Seyr-û sır Muhammed Ali nin ismi, diğerinde Hz Fatıma Hz Hasan ve Hz Hüseyinin Kerem-û sır isimleri yazılı idi, dalın gövdesinde ise Cenab-ı Allahın Rahmeti(Bereketi ve Kûn) yazılı idi. Cenab-ı Allah Hz Peygamberin alnına bu dal ile vurdu Cemaline 3 damla düştü ve Cemali Hak Muhammed Ali nuru ile Didarlandı, Sol omuzuna ve sağ omuzuna vurdu 6 damlası sağ 6 damlasıda sol omuzuna düştü sağında ve solunda 12’ler(on iki imamlar) oldu. Hz Peygamber ayağa kalktı sol omuzundan dört sağ omuzundan üç damla Tuba ağacının köküne düştü bunlardan 7’ler(Seyyidlik Makamına eren ve Kevser neslini devam eden İmamlar) oldu. Cenab-ı Allah Tuba ağacının dalını Hz Peygambere verdi ve şöyle nida etti ” Ey Muhammed! bu Tuba ağacına ve Elindeki Pençe-i Ali ABA ya AND olsunki, bütün Kainatı Senin ve Ehli’Beytin Nuru Hakkı için yarattım…

Alevilik Nasıl Doğdu.? 💖

Alevilik Nasıl Doğdu? 💕
Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islam öncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin doğuşuna yolaçan gelişmeleri görelim:

Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında ortaya çıkan kimin halife olacağı sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarını atmıştır.
Hz. Muhammed daha sağlığında birçok kez
Hz. Ali’nin halife olacağını vurgulamıştı.
Hz. Muhammed’in soyu, kızı Hz. Fatıma’yı eş olarak verdiği Hz. Ali’den devam etmişti.Hz. Muhammed Mekke’ye Hicret ettiği zaman da ailesine ve işlerine bakmak üzere Hz. Ali’yi yerine bırakmıştı. Üstelik Peygamber Hz. Ali’nin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda onu komutan olarak atamıştır.

Bilindiği üzere Hz. Muhammed Veda Haccı dönüşünde (632) Gadîru Hum adlı yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında kendisinden sonra amcasıoğlu ve damadı Hz. Ali’nin müslümanlara önder yani halife tayin olduğunu ifade etmişti. Orada aralarında İkinci Halife Ömer’in de bulunduğu müslümanlar bundan dolayı Hz. Ali’yi kutlamışlardı.

Ölmeden önce Hz. Muhammed “Bana bir kalem ve kağıt getirin size bir vasiyet yazdırayım ki, benden sonra ihtilafa düşmeyesiniz.” demiş ancak bu isteği yerine getirilmemiş ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmişti. Daha sonra Hz. Ali ve diğer aile üyeleri Peygamberin defin işleriyle uğraşırken, Ebu Bekir ve Ömer’in de aralarında bulunduğu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasına başlamışlardı bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir’in halife olması ile sonuçlanmış, daha sonra sırasıyle Ömer ve Osman halife olmuşlardır. Sonuç olarak bu üç kişinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine rağmen gerçekleşmiş, bu nedenle yüzyıllardır tartışılagelmiştir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar uğruna gerginlik yaratmaktan da kaçınmışlar, bu haksızlığı sineye çekmeyi uygun görmüşlerdir.

Alevi-Sünni meselesinin ilk çıkışı özetlemeğe çalıştığımız bu halifelik meselesine dayanır. Ehli Beytin başına gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayı ise Aleviliğin siyasal ve düşünsel bakımlardan daha da olgunlaşmasına ve Araplar dışındaki diğer uluslar arasında da yayılmasına neden olmuştur.Şimdi bu gelişmeleri görelim:

Osman’ın halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumları ekilmiş bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çıktığı bir dönem olmuştur. Halife Osman’ın yönetiminde akrabalarına, yani Emevi ailesine gösterdiği aşırı yakınlık ve valiliklere onları tayin etmesi ve diğer suistimaller ona karşı Irak, Mısır, Hicaz ve Surite’de yoğun bir hoşnutsuzluk duyulmasına yolaçmıştır. Valileri halka kötü davranıyor olmalarına rağmen onları koruyucu bir tutum takınmış, sonuçta Mısır, Basra ve Kûfe’den yola çıkan gruplar Halife Osman’ın evini kuşatarak onu öldürmüşlerdir.(656)

Üçüncü Halife Osman’ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali halifeliği sahabenin ısrarları üzerine kabul etmiştir.
Hz. Ali iç karışıklıkların çok yoğun olduğu bir dönemde ve bu karışıklıkları sonlandırmak amacıyla halifelik görevini kabul etmiştir. Daha önce Osman’ın aleyhinde bulunmuş olan Hz. Muhammed’in eşlerinden Ayşe, Talha ve Zübeyr, Hz. Ali’nin halife olması sonrasında onu Osman’ın ölümünden sorumlu tutarak Cemel savaşına yolaçmışlardır. Cemel Savaşı Hz. Ali’nin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Hz. Ali bu olaydan sonra Şam’da hüküm sürmekte olan ve kendisine biat etmeyi reddeden Şam Valisi Muaviye sorununun çözümüne girişti. Muaviye, Hz. Ali’yi Osman’ın ölümünden sorumlu tutuyor ve Şam’da bunun propagandasını yapıyordu. Hz. Ali’nin uyarıları sonuçsuz kalınca Hz. Ali ve Muaviye Orduları arasında Sıffin Savaşı (657) başlamış oldu. Hz. Ali’nin ordusu savaşı kazanmak üzereyken, Muaviye’nin yakın adamı Amr İbn-ül As’ın, askerlerin mızraklarının ucuna Kuran sayfalarını bağlatarak “Allahın kitabı sizinle bizim aramızda hakem olsun.” diye bağırtması sonucu Hz. Ali’nin ordusu saldırıyı durdurdu. Bu şekilde Amr’ın hilesi işe yaramış ve iki taraftan hakemler seçilmiş, bir sonuca ulaşılamamıştır. Burada Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan bir grup da Hariciler adını almışlardır. Böylece müslümanlar Hz. Ali yandaşları, Muaviye yandaşları ve Hariciler olmak üzere üçe bölünmüş oluyorlardı. Hz. Ali vefatından önce Haricilere yönelik askeri bir harekat düzenlemiş, önemli bir bölümünü yok etmişti. 24 Ocak 661’de ise Hz. Ali, İbn Mülcem adlı bir harici tarafından uğradığı saldırı sonucunda şehid olmuştur.

Bu şekilde Emevi hükümdarı Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarını ne pahasına olursa olsun elde etmeye uğraşmış, Sıffin’de Hz. Ali’ye yenileceğini anlayınca hileye başvurmuş ve Hz. Ali’nin vefatı ile Emevi saltanatını kurma amacına ulaşmıştır. Hz. Ali’nin vefatı sonrası Şam ve Mısır dışında bütün eyaletler Hz. Hasan’a biat etmişlerdi. Muaviye kendi iktidarı için tehlikeli saydığı Hz. Hasan’ı zehirletmekten de çekinmedi. Muaviye, Ehli Beyte ve Hz. Ali yandaşlarına her türlü eziyeti yaptırmış, camilerde Hz. Ali’ye lanet okutmuş ve kendisinden sonra oğlu Yezid’in halife olmasını sağlamak yoluna gitmişti. Hz. Hasan’ın zehirletilmesiyle Yezid’in önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydı.

Yezid ilk iş olarak Medine Valisi ve akrabası Velid’e bir mektup yazarak, özellikle Hz. Hüseyin’in muhakkak kendisine uymasının sağlanmasını, bunu reddederse öldürülmesini emrediyordu. Doğal olarak Hz. Hüseyin’in Yezid gibi bir zalime itaat etmesi mümkün değildi. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle 4 Mayıs 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanına alarak Mekke’ye gitti. Ayrıca, Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini ve Mekke’ye gittiğini öğrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek Kûfe’ye davet ile kendisini halife olarak tanıyacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin amcaoğlu Müslim’i uygun bir ortam sağlamak için Kûfe’ye gönderdiyse de Müslim Yezid’in adamlarınca yakalanarak idam edildi. Hz. Hüseyin Mekke’den Kûfe’ye doğru yola çıktığı sırada Müslim öldürülmüştü.

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’ya geldiklerinde hem susuz bırakılmış, hem de binlerce kişilik ordu tarafından sarılmış durumdaydılar. Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in geri dönmek, Yezid’le görüşmek veya islam sınırlarından birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezid’in emrini yerine getirmek, yani Hz. Hüseyin’i öldürmekti. Çünkü biliyordu ki Hz. Hüseyin yaşadığı sürece efendisi Yezid’e rahat yoktu. Sözde müslümanlardan oluşan koskoca bir ordu iktidar uğruna kendi dinlerini kuran Peygamberin torununu ve ailesini katletmeye kararlıydı.

Nihayet 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazırlıklarını yaptı ve Yezid’in ordusuna yaklaşarak hitab etmek istediyse de, bu anlamlı konuşma Yezid’in ordusunu pek etkilemedi. Çok dengesiz bir şekilde başlayan savaşta Hz. Hüseyin’in 23 süvari ve 40 piyadeden oluşan savaşçıları öğleden sonraya gelindiğinde gittikçe azalmış bulunuyordu. Hz. Hüseyin de bu az sayıda insanla yaya olarak savaşıyordu. Sonunda Şimr’in emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin şehid edildi.Sonra çadırlar yağma edildi, hasta olan İmam Zeynel Abidin de öldürülmek istendiyse de engellendi. Bu çirkin savaşın en küçük kurbanı ise daha altı aylık bir bebek olan Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Asgar’dı. Hz. Hüseyin tarafında şehid olanlar yetmiş iki kişi idi.

Kerbela olayı yüzyıllara damgasını vurmuş bir tarihsel olaydır. Bu olay o zamanki müslüman memleketleri halklarını o kadar etkiledi ki Emevi saltanatı kökünden sarsıldı. Kerbela Olayı İran ve Hicaz’da duyulunca halkta Emevilere karşı büyük bir kin oluştu ve isyan hareketleri başgösterdi. Yezid’in Mekke ve Medine’ye saldırması ise bardağı taşıran son damla oldu. Özet olarak , camilerde Hz. Ali’ye küfür ettirilmesi, önce Hz Hasan’ın daha sonra da Hz. Hüseyin ve ailesinin ki Peygamberin soyu onlardan devam ediyordu, acımasızca öldürülmeleri, Emevi Hanedanına karşı muhalif bir düşünsel ve siyasal temeli olan bir harekete yolaçtı. Bu harekete Hz.Ali yandaşlığı veya Alevilik demek mümkündür..Prof. Dr. Ali Yaman.

Muhammed Ali’nin ilmi aşkına Yetiş carımıza HIZIR ya HIZIR.💖


Muhammed Ali’nin ilmi aşkına.
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır
Yardım eyle düşkün ile şaşkına
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır
Gayet günahkarız yüzümüz kara
Şaşırdık yolumuz kaldık bi çare
Çağırınca hemen gelirsin cara
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır
Yardımcımız sensin tipiden selden
Sakla,bekle bizi gedikten,belden
Cümlemizi koru tufandan selden
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır
Divanında karadır Cafer’in yüzü
Tutyadır gözüne ayağın tozu
Katarında kabul olsun nazı,niyazı
Yetiş carımıza Hızır ya Hızır..

HZ.MUHAMMED ( s.a.v ) 

Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Hz. Muhammed ( s.a.v )

ALEVİ İNANCI, DİN BİLGİLERİ SAYFASI

Hz. MUHAMMED ( s.a.v ) 💕

Hz. Muhammed, 570 yılında Mekke’de doğdu. Ailesi Kureyş kabilesindendi. Hz. Muhammed’in babası Abdullah o henüz doğmadan ölmüştü. Annesi Amine (Emine) de altı yaşındayken ölünce çocukluğu dedesi Abdülmuttalib sonra da amcası Ebu Talip’in yanında geçti. (Bu arada belirtmek gerekir ki; Ebu Talip Hz. Ali’nin babasıdır.)

Hz. Muhammed ticaretle uğraşan Ebu Talip ile beraber Suriye ve Yemen de dahil olmak üzere bir çok yere gitti. Bu arada kervanlar sahibi olan Hz. Hatice ile evlendi. Bu evlilikte Hz. Fatıma doğdu. Bilindiği gibi Hz. Fatıma, Hz. Ali ile evlendi ve böylece peygamberin soyu sürdü.

Hz. Muhammed ticaret yaşamında bir çok yeri gezip görmüş ve Arap yarımadasının toplumsal yapısını yakından tanımıştı. Hz. Muhammed ticaretle zenginleşen Mekke’de gördüğü adaletsizliklerden bunalmış ve ticaretten uzaklaşmıştı. 605 yılında ve izleyen yıllarda sık sık toplumdan uzaklaşıp Nur dağına çıkıp Hıra mağarasında tek başına kalmaya, düşünmeye başlamıştı. Bu durum yaklaşık 5 yıl kadar sürdü. Ve…

View original post 602 kelime daha

Genel içinde yayınlandı |